Şiddetsizlik Kapitalizme Karşı, Brian Martin (2001)
Kitabın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Özet

İlk bölümde ana hatları ile açıklanan aktivist eksenli analiz çerçevesinde ikinci bölümde şiddetsizlik incelenecektir. Genel hatları ile bu yaklaşımda kullanılan yöntemler açıklanacak, örnekler verilecek, yaklaşımın lehinde ve aleyhinde dile getirilen tezlerden söz edilecek ve şiddetsizlik teorisine kısaca değinilecektir. Şiddetsizlik teorisi ve uygulaması hakkında yüzeysel de olsa bilgiye sahip olanlar için bu bölümdeki açıklamalar oldukça tanıdık gelecektir.

Kapitalizm gibi hakimiyet sistemleri ile mücadele etmede şiddetsizliğin teorik düzeydeki zayıflıklarına özellikle değinilmektedir. Varılan sonuç şudur ki şiddetsizlik teorisi, mücadele edilen sistemin işe yarar bir analizi ile desteklenmelidir. Bu aslında çok açık bir ihtiyaçmış gibi gözükebilir; ancak aslında şiddetsizlik teorisi çok genel bir güç teorisine dayanmakta ve  birçok aktivist güç dinamikleri ve yerel sistemler hakkında pratik bir tecrübeye sahip olduğu için iyi işlemektedir. Bu kombine çalışmalar diktatörlük gibi çok açık ve belirgin baskı sistemleri için belli düzeyde işe yarayabilir fakat kapitalizm gibi çok daha muğlak güç sistemleri için aktivistlerin çok daha derin bir anlayışa ihtiyaçları vardır.

Şiddetsizlik ile ilgili bu altyapıdan sonra üçüncü bölüm kapitalizmi ele almaktadır. İşçilerin sömürülmesi gibi kapitalizme dair çok belirgin problemlerin bazıları genel olarak ama çok kısa bir şekilde açıklanmaktadır.

Bölümün temel kısmı, kapitalizmin özellikle bir şiddetsizlik stratejisi geliştirilmesiyle ilgili üç merkezi öneme sahip özelliğini tanımlamaktadır. İlk ve en belirgin olanı; kapitalizmin hükümet, ordu ve polis de dahil olmak üzere şiddet kullanma meşruiyetine sahip kamu birimleriyle olan ilişkisidir. Şiddet gibi bir yaptırım olmadan kapitalizmin yaşaması söz konusu değildir. Ancak kapitalizmin şiddete dayanma hali piyasaların rutin işleyişi çerçevesinde hissedilememektedir. Dolayısıyla kapitalizmin şiddet kullanma meşruiyetine sahip birimler ile olan ilişkisinin açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Şiddetsizlik özel olarak şiddete dayalı sistemlere meydan okumak ve onların etkinliğini ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır; dolayısıyla da buradaki anahtar nokta kapitalizmin şiddet ile olan bağlantı noktalarına odaklanan şiddetsiz eylemler geliştirmektir.

Ancak kapitalizm son tahlilde şiddete dayansa da çoğu zaman inanç sistemleri ve günlük davranışlar -örneğin tüketim, mülkiyet, bireycilik ve bencillik ile yakından ilişkili olanlar- kapitalist sistemi yaşatmaktadırlar. Bu tür inanç ve davranışlar ile mücadele etmek son derece zor bir iştir. Şiddetsizlik bu konuda bir yaklaşım ortaya koymaktadır; ancak belirtmek gerekir ki sadece bir yaklaşım arzu edilen sonucu vermeyecektir. Seçeneklerin ve alternatiflerin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi şarttır. En fazla çaba inançlar ve davranışlar alanında gösterilmelidir; zira kapitalizmin ideolojik meydan okumaların etkisini azaltmada çok büyük bir yeteneği vardır.

Kapitalizmin bir şiddetsizlik stratejisi geliştirmeyi gerekli kılan üçüncü merkezi özelliği alternatifleri yok etmesidir. Kapitalizm yükselirken, toplum tarafından kontrol edilen üretim, kooperatifler ve alternatif uygulamalar gibi önceki sistemler ve alternatifler ya yok edildi ya da marjinalleştirildi. İşte kapitalizmin  tek seçenekmiş gibi gözükmesinin bir nedeni de kapitalizme alternatif sistemlerin ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bu alandaki şiddetsizlik stratejisi son derece açık ve nettir: Gandhi’nin yapıcı program geleneğinde olduğu gibi alternatiflerin geliştirilmesi. Ancak sermayenin gücü dikkate alındığında geliştirilen alternatiflerin kapitalizmin yerine ikame edilmesinin kolay olmadığı görülür.

Dördüncü bölümde kısaca Leninizm ve demokratik sosyalizm gibi geleneksel kapitalizm karşıtı stratejiler incelenmektedir. Bu çerçevede bu stratejiler şiddetsizlik teorisi açısından ele alınmaktadır. Geleneksel anti-kapitalist stratejilerin hiçbiri kapitalizmin yerine daha iyi bir sistem getirememiştir. Gerçi sosyal demokrasinin kapitalizmin bazı aşırılıklarını sınırladığı söylenebilir; ancak bu, sözü geçen geleneksel girişimlerin başarısız oldukları gerçeğini değiştirmemektedir. Şiddetsizlik perspektifinden bakıldığında bu stratejiler ile ilgili temel problem, bu stratejilerin, değişimi sağlamak için şiddet kullanımına yani devlet gücüne odaklanmış olmalarıdır. Şiddet sisteminin varlığı, bu sistemin güçlüyü desteklemek ve güçlüye meydan okuyanları bastırmak için kullanılabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla bu kapitalizm karşıtı stratejiler halka çok sınırlı  miktarda güç ve yetki verirken gücün ve yetkinin çoğunu bir yönetici grubun ellerine bırakmışlardır. İster komünist rejimlerde komünist elitler veya politikacılar olsun, isterse bir sosyal demokrasi yönetimindeki bürokratlar olsun bu böyle olmuştur.

Bu başarısızlığa uğramış ve kusurlu kapitalizm karşıtı hareketleri dikkate almak gerekir; çünkü şiddetsizlik alternatiflerine en büyük düşmanlık bizzat sosyalistlerden gelmiştir. Komünizmin dağılmış olmasının çok büyük bir fırsat doğurduğu sonucuna varmak mümkündür. Kapitalizme karşı bir şiddetsizlik hareketinin şimdi çok daha fazla şansı vardır; çünkü şiddete dayanan alternatif sosyalist yol büyük ölçüde inanırlığını kaybetmiş durumdadır.

Beşinci bölüm kapitalizme alternatif şiddetsizlik yöntemlerini kısaca ele almakta ve örgütlü şiddeti kullanmaksızın toplumun örgütlenmesinde geçerli olabilecek bazı prensiplerden söz etmektedir. Öyle görünüyor ki açık bir şekilde şiddetsizlik temelinde inşa edilmiş kapsamlı toplum vizyonlarının sayısı çok fazla değildir. İhtimalleri ortaya koyabilmek için dört model kısaca açıklanmıştır; sarvodaya, anarşizm, gönüllülük ve demarşi. Bu modeller incelendiğinde, şiddeti yaptırım olarak kullanma meşruiyetine sahip olmadan mevcut kapitalist sistemin hiç de sürdürülebilir olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Şiddetsizliğin özelliklerinden birisi de kendi içinde uyumlu olmasıdır: Amaçlarını ve hedeflerini kendi araçlarında barındırmaktadır. Bir başka deyişle şiddetsizlik metotları, şiddete dayanmayan pasif yani barışçıl bir toplum hedefine ulaşmak için kullanılmaktadırlar. Şiddete dayanmayan toplum modellerine bakmak bu kendi içindeki tutarlılığı geliştirme ve yenileme sürecinin bir parçasıdır.

Yöntem, kritik ve alternatif ile ilgili temel bir girişten sonra stratejileri incelemenin zamanı gelmiş demektir. Bu inceleme altıncı ve on ikinci bölümler arasında  yapılmaktadır. Altıncı bölümde stratejileri değerlendirme prensipleri tartışılmakta ve “uygulanacak kampanya bozulmaya ve yozlaşmaya karşı dayanıklı mıdır?” gibi soruları da içeren, kampanyaların değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir kontrol listesi önerilmektedir. Bu kontrol listesi, takip eden bölümlerde mevcut ve muhtemel kampanyaları değerlendirmek için kullanılmaktadır.

Yedinci bölümde işçilerin mücadeleleri ele alınmaktadır. Bu çerçevede işçilerin daha iyi ücret, daha iyi işler ve çalışma şartları, işçilerin kontrolü vb. için düzenledikleri kampanyalar incelenmektedir. İşçilerin kontrolü için düzenlenen kampanyalar örneğinde olduğu gibi bazı kampanyalar kapitalizme karşı potansiyel bir meydan okuma imkanı verirken diğerleri için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Ancak hem burada hem de daha sonra, bir sistem olarak kapitalizme meydan okumasa bile bir kampanyanın başka sebeplerden ötürü yine de çok değerli olabileceği açık bir şekilde belirtilmektedir.

Sekizinci bölüm, şiddetsizliğin tam sınırında bir yaklaşım olan sabotajı ele almaktadır. Dokuzuncu bölümde çevre sorunları ile ilgili aktivizm, özellikle de böcek ilaçlarına, nükleer güce ve yerel kalkınmaya karşı kampanyalar incelenmektedir. Onuncu bölümde ise, kapitalizmin etkisini ortadan kaldırma aracı olarak, askeri savunmaya alternatif bir toplum direnişi olan ve hiçbir şekilde şiddet içermeyen toplumsal savunma analiz edilmektedir. On birinci bölüm, ekonomik küreselleşmeye karşı düzenlenen üç kampanyaya değinmektedir: Çok Taraflı Yatırım Anlaşması’ na (Multilateral Agreement on Investment) karşı düzenlenen kampanya, genetiği değiştirilmiş organizmalara ve bedava yazılım geliştirilmesine karşı düzenlenen kampanyalar. On ikinci bölüm, kapitalizme karşı strateji olarak kullanılabilecek birkaç ekonomik alternatif –toplum değişim şemaları, yerel para sistemleri ve gönüllü olarak basit yaşama- değerlendirmektedir.

Yedinci bölümden on ikinci bölüme kadar, kapitalizm ile mücadelede kullanılacak stratejilerin başarı potansiyellerini değerlendirmek için şiddetsizlik yaklaşımı çerçevesinde analiz edilen bir kontrol listesinin nasıl kullanılacağı anlatılmaktadır. Burada yapılan değerlendirmeler tanımlayıcı değildir. Önemli olan, aktivistlerin kendi kontrol listelerine kendilerinin karar vermeleri ve kendi hedeflerine uygun kampanyalar ve yöntemler belirlemeleridir. Son olarak on üçüncü bölümde şiddetsizlik kampanyaları ile kültürel değişim arasındaki ilişki tartışılmaktadır.

Share This