Andreas Speck

(Felix Kolb’a göre[1])

Toplumsal hareketlerin – daima olmasa da çoğunlukla – başarılı olduklarını biliyoruz. Gene de sadece – kamuoyu çoğunluğunun hareketin amaçlarının lehine olduğu halk desteğini almanın çoğu kez yeterli olmadığını da biliyoruz. O halde toplumsal hareketler başarıyı nasıl yakalarlar?
Alman aktivist ve araştırmacı Felix Kolb “bir hareketin başarısının nedensel mekanizmaları” adını verdiği beş mekanizmaya dair bir çerçeve geliştirdi. Pekçok durumda başarılı olmak için bu mekanizmalardan birden fazlasını “aktif hale geçirmek” zorunludur.

Aksatma Mekanizması

Aksatma mekanizması – bir siyasal krizin varlığına dair bir duygu oluşturmaya yardımcı olan uzun sureli büyük yıkıcı eylemler – şüphesiz önemli bir role sahiptir. Bu mekanizma normal bir yasal gösteriye, hatta büyük bir gösteriye gönderme yapmaz fakat yoğun sivil itaatsizlik eylemleri, işgaller ve uzun süreli boykotlardan  (ABD’deki Montgomery Otobüs boykotu benzeri) başkaldırıya kadar, yasal ya da yasal olmayan eylemlere gönderme yapar.

Si Khan 1994’te şöyle yazar: “yürüyüşler ve grev hatları  gücün başka bir çeşidinin bir sembolü ve temsili değillerse hiç kimseyi korkutmaz. Yürüyüşler ve grev hatları esasen toplumsal silahlardır; bunlar toplumun bir vicdana sahip olduğu fikrine dayanır ve adaletsizliğe vurgu yapılacağı zaman uygulanır.”[2]

Ve 2004’te Hindistan, Bombay’da yapılan Dünya Sosyal Forum’unun açılış töreni sırasında Arundhati Roy şöyle demişti: “Bu harikaydı fakat yeterli değildi. Şubat’ın 15’i, hafta sonuydu. Hiç kimse bir iş gününü dahi kaybetmek zorunda değildi.. Tatil günleri protestoları savaşları durdurmaz.”[3]
Aksatma mekanizmasının neden oluştuğunu anlamak önemlidir. Şiddetsiz eylemler – büyük gösteriler ya da blokaj benzeri doğrudan eylemler – belli bir derecede aksamaya neden olsa da aksatma mekanizmasını daha da canlandırmak gereklidir. Bir grev her zaman işlerde bazı aksamalara neden olur ama bir günle sınırlı grev aksatma mekanizmasını aktif hale getirmek için yeterli değildir. Aksatma mekanizmasının siyasal gücü, siyasal kurumların ve/ya da bir işyerinin normal işleyişini akamete uğratma kapasitesinden gelir ve bir kriz durumu yaratır. Bundan dolayı, der Felix Kolb, bu mekanizmayı işler hale getirmek için kitleyi harekete geçirmek ve hareketliliği sürekli kılmak zordur.[4]

Bu zorluklara rağmen toplumsal hareketler, aksatma mekanizmasını başarılı bir şekilde ve sıklıkla kullanmışlardır. ABD Sivil Haklar hareketi, “düşmanını sevmeye” dair çok fazla söz söylemesine rağmen Montgomery Otobüs Boykotu ya da Nashville’in öğle yemeği masalarında ırk ayrımına son verme kampanyasında olduğu gibi çeşitli durumlarda bu mekanizmayı başarılı bir şekilde kullanmıştı. Örneğin; Birmingham, Alabama’daki ayrımcılığa karşı kampanya beyazların akşam yemeklerinde, halk kütüphanelerinde ya da beyazların kiliselerinin etrafını kuşatarak oturma eylemleri gibi bir çok boykottan oluşan kampanyalar pek çok dükkanın gelirini %40 kadar düşürmüştü. Kampanya sırasında içinde Martin Luther King Jr’ın da 2.500’den fazla kişi tutuklanmış olduğu (ünlü “Birmingham Hapishanesinden Mektup”u[5] cezaevindeyken yazılmıştır) ve şehrin hapishanelerindeki bütün boş yerler işgal edilmişti. “John Kennedy iki yıl boyunca, ırk ayrımcılığına yönelik her krize o olay özelinde [ç.n. bir politikaya sahip olmaksızın] müdahale etmişti. Nihayetinde Birmingham daha bir radikal politika benimsenmediği takdirde federal hükümetin yetersiz kalacağına ve krizin aynı sıklık ve büyüklükte tekrar edeceğine onu inandırdı.”[6]

Farklı sonuçlarına rağmen bu mekanizma, [sosyal] hareketler tarafından Almanya ve Fransa’da nükleer enerjiye karşı da kullanılmıştı. Fransa’daki hareket bu mekanizmayı başarılı bir şekilde mobilize edemese de Almanya’daki hareket bazı sonuçlar elde edebilmişti. Kolb’a göre mekanizma, önceden var olsun ya da hareket tarafından yaratılsın, belli politik olanaklar varolmadan harekete geçirilebilmesi mümkün değildir.[7]

Şiddetsiz eylemin neden olduğu aksamaların, aksatma mekanizmasını harekete geçirmek için bir çok nedenden dolayı daha yüksek bir şansı vardır:

  • Şiddetsizlik, çeşitli seviyelerdeki ilişkilenme biçimleriyle geniş bir katılıma olanak verir ki bu da gerçekten bir aksatmaya neden olması ve sistemin normal işleyişini aksatması için gerekli mobilizasyonu arttırmaya ve sürdürmeye hizmet eder.
  • Şiddetsizliğin, haraketin amacının adil olduğuna ve iktidarda olanları izole etmeye dair toplumun geniş bir kesimini ikna etmek kapasitesi yüksektir.
  • Karşı tarafın onurunu ve yaşamını tehdit etmediğinden, şiddetsizliğin, iktidarda olanlar arasındaki çatışkılara neden olan ve/veya güçlendiren ve onların politikalarıyla alakalı maliyet ve karlılık hesaplarını etkileyen yüksek bir kapasitesi vardır. Elitler arasındaki çatışkıyı yaratmak ve genişletmek bu mekanizmanın başarılı bir şekilde harekete geçirilmesi için kilit bir faktördür.

Fakat aksatma mekanizmasının kendi sınırlılıkları vardır. Halihazırda ifade ettiğimiz gibi mekanizmayı harekete geçirmek ve bir kriz durumu yaratmak için yeterince büyük ve uzun bir mobilizasyon örgütlemek ve sürdürmek kolay değildir. Ek olarak, aksatma mekanizması ancak verili belirli koşullar ya da politik fırsatlar varsa ya da [sosyal/politik] hareket bu koşulları yaratabildiğinde harekete geçirilebilir.

Bir diğer önemli sınırlılık, temel olarak aksatma mekanizması yoluyla elde edilen bir başarının pek sürdürülebilir olmadığıdır. Mobilizasyon ve bu nedenle de aksama durumu azaldığında, iktidarda olanlar genellikle hareketin başardığı şeyleri eski haline geri getirirler. Sidnay Tarrow’un dediği gibi: aksatma, değişim için fırsatlar verse de (yani: bu reformlar için fırsat pencereleri açabilir), hareketlerin istediği değişimin nasıl uygulanacağı ve beklenmedik sonuca karşı kimin koruyucu olabileceği hakkında önerilerde bulunabilme kapasitesi olan diğer aktörlere –reformculara– ihtiyaç vardır.[8]

Kamuoyunun Tercihi Mekanizması (Kamuoyu)

Bu mekanizma kamuoyuna gönderme yapar ki hareketin hedeflerinin lehinde ya da karşısında olabilir. Demokrasi miti iktidarda olanların (hükümetin), çoğunluğun istediklerini yaptığına –onların kamuoyunu dinlediğine dairdir. Fakat muhtemelen hepimiz de deneyimlerimizden biliyoruz ki bu her zaman böyle değildir. Gerçek çok daha karmaşıktır.

Kamuoyunun –ya da kamuoyunun tercihinin– iki yönünün olduğunun farkında olmak önemlidir: fikrin içeriği –çoğunluğun ne düşündüğü- ve meselenin uygunluğu. Kamuoyunun tercihi mekanizmasını harekete geçirmek için öncelikle meselenin önemli olarak göründüğünü ortaya koymak yani onu kamu ve politik gündeme oturtmak önemlidir. Çoğunluğun görüşü, meselenin, kamuoyunun ve politik gündeminin bir parçası olması durumunda potansiyel olarak önemli olabilir. Bu, aşağıdaki tablodaki gibi ifade edilebilir:
felix-kolba-gore
                                                                                                                                
Şiddetsiz doğrudan eylem de dahil tüm şiddetsiz eylemlerin hepsi aksatma mekanizmasını harekete geçirme kapasitesine sahip değilken şiddetsiz eylemler kamu tercih mekanizmalarını harekete geçirmek için önemli rol oynarlar. Bu, bu eylemlerin kamuoyunu etkileme kapasitelerinden dolayıdır. Bu bağlamda şiddetsiz eylemler –ve özellikle doğrudan şiddetsiz eylemler ya da sivil itaatsizlik eylemleri– hem meselenin önemiyle ve hem de insanların bu konuyla ilgili gerçekten ne düşündükleriyle ilgili olarak sorunu ortaya koymaya hizmet eder, bu yolla kamuoyunun ilgisini çeker ve onları etkiler. Bir çok durumda bir eylemin neden olduğu aksama, aksatma mekanizmasını harekete geçiremeyebilir fakat bu bile sorunu sergilemek için yeterlidir.[9] ABD’li aktivist bir AIDS hareketi pek çok şiddetsiz doğrudan eylem yapmıştır. Gene de aksatma mekanizmasını harekete geçirmesi çok az ihtimaldi fakat eylemler kamuoyunu etkileyerek hareketin başarısına katkıda bulunmuştu.

Kamuoyunun tercihi mekanizması, başarı için tek başına nadiren yeterli olur fakat elitler arası çatışkılar ya da seçim ittifaklarının istikrarsızlaşması gibi siyasal fırsatların yaratılmasına ve/veya diğer mekanizmaların harekete geçmesine destek olabilir.

Politik Erişim Mekanizması

Bu mekanizma siyasal sisteme, “devlet-hareket kesişmesi”ne, devlete ve siyasal kurumlara erişimin kolay olup olmadığına gönderme yapar. Hareketin aktivistlerinin (ya da harekete sempati duyan kişilerin) yasama organlarında, yürütme ya da yargısal kurumlarda varlığını kapsar.
Aynı zamanda meclis seçimlerinde seçim tercihlerine ya da daha önemli bir noktaya, seçim sonuçlarının kırılganlığına ve bundan dolayı adayların, seçmenlere daha sonra muhtemelen yerine getirmeleri gereken sözle verme ihtiyacına gönderme yapar. Bunun anlamı, siyasal fırsatlardan biri olarak seçim ittifaklarının istikrarsızlığı ile ilgili olmasıdır.

Bu mekanizanın kendi riskleri ve sınırları vardır. Herşeyden önce, devletin kurumlarında harekete sempati duyan insanların ya da hareketin aktivistlerinin varlığı, aynı oranda etki yaratılacağı anlamına gelmez. Risklerden biri devletin bir hareketi pasifize etmek için [bu kişilere] küçük ayrıcalıklar ve pozisyonlar sunabilecek olmasıdır.

Bu mekanizmanın neden olacağı bir başarının uzun yıllar alacak olması nedeniyle –belki de [sosyal] hareketteki mobilizasyonun zirve noktasına ulaşmasından yıllar sonra- gerçekten hareketin başarısı olarak değerlendirilmesi zordur. Fakat bu daima böyle olmak zorunda değildir. ABD’li aktivist AIDS hareketinin oldukça hızlı ulaşılan başarısının nedeninin sessiz ve içeriden bir destek sonucu olması büyük ihtimaldir. Denebilir ki pekçok hekim ve araştırmacı ve hatta bazı bürokratlar hareketin taleplerini gizlice desteklemişler, harekete açık oldukları durumlarda ise bunu kamuya açıklamamışlardır.[10] Hareketin kamusal eylemleri (tedavi elde etme, tıbbi araştırmanın dizayn edilmesine aktivistlerin katılımı gibi) bazı olumlu sonuçlar elde etmek için içsel baskı oluşturma fırsatı vermiştir.

Yargısal Mekanizma

Bu mekanizma hareket tarafından mahkemeler ve diğer yasal mekanizmaların kullanılmasıyla ilgilidir. Etkisi genellikle sınırlıdır fakat gene de hareketin başarısına katkı sunar.

Yargısal mekanizmanın yargı sisteminden miras aldığı üç sınırlaması vardır: yasal çerçevenin sınırlılığı ve anayasal haklar çerçevesinde hedefleri açık ve kesin olarak ifade etmenin zorluğu, yargısal sistemin politikadan gerçek bağımsız olmayışı ve uygulama gücünün yokluğu.
Buna rağmen pekçok hareket bu mekanizmayı kullanarak ve kullanmaya devam ederek kimi başarılı sonuçlar aldı/alıyor.. ABD Sivil Haklar Hareketi bu mekanizmayı tekrar tekrar kullandı. Britanya’da Greenpeace, sonunda başarısız olsa da Blair ve Cameron hükümetlerinin ülkede yeni nükleer santraller kurmak için çalışmalara yeniden başlama çabalarını geciktirmek için bu mekanizmayı başarıyla kullandı. İspanya’da Mortgage’den Etkilenenler Platformu (Plataforma de afectados por las hipotecas – PAH) bu mekanizmayı tekrar tekrar başarıyla kullanıyor.[11]

Yasaya dayanarak açılmış dava dosyaları en elverişli olanlardır ve bunlar olmadan davaların başarıyla sonuçlanması düşük bir ihtimaldir. Gene de anayasaların ve yasaların (ve hatta uluslararası insan hakları sözleşmesinin) yorumları sabit değildir, yasa metni değişmeksizin değiştirilebilir fakat bu yavaş bir süreçtir. Örneğin 1986’da ABD Yüksek Mahkemesi eşcinsellerin kişisel mahremiyet [hakkını] reddetmişti (Bowers v. Hardwick kararı). 15 yıldan daha fazla bir zaman sonra 2003’te Yüksek Mahkeme Lawrence v. Texas kararlarıyla içtihadını değiştirdi ve eşcinsellerin mahremiyet haklarını tanıdı ve eğer varsa eşcinsellik karşıtı yasaların[12] anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2011’e kadar askerlik hizmetine karşı vicdani red hakkını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nce korunan bir hak olarak tanımamıştı. Ama Sözleşme’nin metninde herhangi bir değişiklik yapmadan AİHM, 2011’de, içtihadını radikal bir şekilde değiştirdi.[13]

Bir davayı kullanmanın risklerinin ve sınırlarının ciddi bir analizini yapmanın çok önemli olduğu akılda tutulmalıdır. Bir mesele hakkında elitler arasında anlaşmazlık varsa yasal sistemin siyasal bağımsızlığının biraz daha fazla olması muhtemeldir ki bu da başarı şansını arttırır.

Uluslararası siyasal mekanizma

Devletler yalıtılmış bir dünyada değil uluslararası ilişkilerde, kurumlarda ve insan hakları sözleşmesi de dahil olmak üzere sözleşmelerde mevcutturlar. Toplumsal bir hareket olarak kimi zamanlar biz bunu karşılıklı bağımlılık ilişkileri için (ya da kimi zaman bağımlılık için) kendi lehimize kullanabiliyoruz.

Uluslararası siyasal mekanizma, uluslararası siyasette bir devletin (ya da hükümetin) imajını ve bir devletin uluslararası ilişkilerini kullanmayı sağlar.
Örneğin ABD Sivil Haklar Hareketi uluslararası siyasal mekanizmadan faydalanmıştır. Küresel siyasal iklimde ABD, pekçokları sömürge olmaktan çıkma sürecinde olan küresel güney –Afrika ve Asya– ülkelerinde etkisini arttırma teşebbüsünde bulunurken, kendi ülkesinde ırkçılıkla suçlanmak bu teşebbüslere karşı bir tehdit olarak görünüyordu.[14]

Bir diğer örnek Kolombiya’da askerlik hizmetine karşı vicdani red hakkı hareketidir. Hem (Kolombiya Anayasa Mahkemesi ve uluslararası hukuk düzeyinde) yargısal mekanizmayı ve hem de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları sisteminin çeşitli mekanizmalarının kararları ve görüşlerinin oluşturduğu baskıyı kullanmıştı. Bu iki mekanizmanın kombinasyonu Kolombiya Anayasa Mahkemesi’nin askerlik hizmetine karşı vicdani red hakkını tanıyan hükmünün verilmesine katkı sağlamıştı. Bunlar halen Kolombiya hükümetinin bir vicdani red yasasını geçirmesi için baskı oluşturmaya devam ediyor.

Erica Chenoweth and Maria Stephan, rejim değişikliği hedefleyen toplumsal hareketler bakımından bir hükümete verilen dışsal desteğin çekilmesi, iktidardakileri zayıflattığı için hareketin rejim  değişikliğindeki başarısına[15] katkı sağladığını ampirik olarak gösteriyor.
Bir hareketin stratejisine bu mekanizmaların dahil edilmesinin oldukça önemli olduğu bazı durumlar vardır. Kimi zamanlar ulusal seviyede siyasal fırsatlar olmadığında dahi bu mekanizmayı harekete geçirmek mümkündür.

Beş nedensel mekanizma ve bir toplumsal hareketin siyasal bağlamı

Bir hareketin bu beş mekanizması çoklu faktörlere bağlı olarak harekete geçirilebilir. Hareket tarafından kullanılan mobilizasyonun seviyesi, hedefler, stratejiler ve taktikler, belli siyasal bağlamlar ya da siyasal fırsatlarla ilişkilendirilen önemli etmenlerdir. Bunlara siyasal yapı ve onun erişilebilirliği, elitler arasında çatışkı, kamuoyu, reform için açılan fırsat pencereleri ve seçimlerle ilgili ittifakların istikrarsızlığı dahildir.

Siyasal fırsatlar statik değildir – bu demektir ki ne vardır, ne de yoktur. Bunlar yoksa bir hareket hiç birşey yapamaz. Devrimci hareketler ve sınırlı hedefleri olan toplumsal hareketlerin her ikisinin de başlangıçlarında siyasal fırsatlar var olmadığı hale yola çıkmış ve başarılı olmuştur.[16] Bir toplumsal hareketin, mobilizasyonu ve onun iki görünümü olan meselenin uygunluğu ve buna dair görüşler yoluyla kamuoyunu etkileme ve değiştirme –ki bu gerçekten de bir toplumsal hareketin esas görevlerinden biridir – kapasitesi vardır. Bir hareket elitler arasında bir çatıkıya da neden olabilir. Mesela bir kısım eliti bir problem olduğuna ikna edebilir ya da en azından kar ve zarar hesaplarını değiştirebilir ki bu elitlerin bir kısmının mevcut politikanın devam etmesinin, en nihayetinde hareketin taleplerinin (kısmen) karşılanmasından daha maliyetli olacağını kavraması demektir.  Seçim ittifaklarının istikrarsızlığı bir hareketin çalışmasının sonucuda ortaya çıkabilir.  Örneğin kilit roldeki toplumsal gruplar, hareketin mobilizasyonunun bir sonucu olarak seçim tercihlerini değiştirebilirler.

Reform için fırsat penceresinin bir hareket tarafından yaratılması oldukça zordur. Sıklıkla bu pencereler dünyada olan bazı olayların bir sonucudurlar. Gene de hareketin neden olduğu aksama sonucunda kendisni gösteren kriz duygusunun bir sonucu olarak da ortaya çıkabilirler.
Mesela Çernobil ve Fukuşima felaketleri, hareket için nükleer enerjiye karşı reforma fırsat penceresi yaratmıştı fakat hareketin bu fırsatı kullanma kapasitesi, belirli bir ülkedeki kendi mobilizasyonuna çok bağlıdır. Almanya ve Britanya’daki sonuçlar arasındaki farklılıklar bunu göstermektedir.
Fukuşima’daki kazadan sonra, nükleer enerjiye karşı olan hareket Almanya’da kitlesel eylemler ve gösteriler, yerel ve haftalık yüzlerce gösteri ve gece nöbetleriyle seferber oldu. Angela Merkel hükümeti kısa bir zaman sonra pozisyonunu değiştirdi ve enerji sistemini değiştirecek politikayı başlattı.

Diğer taraftan Fukuşima felaketinden sonra Britanya’da hiç birşey değişmedi. Muhtemelen lokal düzeyde bazı gece nöbetleri olmuştur fakat ulusal seviyede hiç birşey –kesinlikle hiç birşey– olmadı. Hiç bir gösteri olmadı. Fukuşima’nın enerji politikasına –ve özellikle de hükümetin nükleer enerji çalışmasını yeniden başlatma politikasına ilişkin – etkisi yoktu.

Bu farklılık iki ülkedeki hareketlerin güçlerinin oldukça farklı olmasıyla açıklanabilir. Almanya’da, Fukuşima’dan önce de halihazırda onyıllardır güçlü olan bir mobilizasyon vardı. Britanya’da ulusal seviyede hareketi tekrar canlandırmak için küçük yerel katılımlarla sadece bir kez girişimde bulunuldu.. Bu farklılıklar göz önüne alındığında, Britanya’daki hareket bir şey yapamazken Almanya’daki hareketin Fukuşima dolayısıyla açılan reform için fırsat penceresini kullanabildiğini görüyoruz.

Toplumsal hareketi örgütleyenlerin, stratejileri geliştirenlerin görevi zaten varolan ya da bir hareketin yaratabildiği siyasal fırsatları saptamak ve toplumsal değişimi sağlamak, toplumsal hareketin başarısının beş nedensel mekanizmasının bileşimini kullanmak için uygun stratejileri geliştirmektir.

[1]     Felix Kolb: Protest and Opportunities. The Political Outcomes of Social Movements. Campus, Frankfurt and New York, 2007

[2]     Si Kahn: How People Get Power. NASW Press, Washington DC, 1994

[3]     Arundhati Roy: Do turkeys enjoy thanksgiving? In: The Hindu, 18 January 2004, http://www.thehindu.com/2004/01/18/stories/2004011800181400.htm

[4]     Felix Kolb: Protest and Opportunities. The Political Outcomes of Social Movements. Campus, Frankfurt and New York, 2007

[5]     Martin Luther King Jr.: Letter from Birmingham Jail, 16 april 1963, http://www.thekingcenter.org/archive/document/letter-birmingham-city-jail-0

[6]     Adam Fairclough: To Redeem the Soul of America, The Southern Christian Leadership Conference and Martin Luther King, Jr.,  Sherif Abdel Samad: Non-violence in the Civil Rights Movement in the United States of America. Thesis, Freie Universität Berlin, 2008’dan alıntı.

[7]     Felix Kolb: Protest and Opportunities. The Political Outcomes of Social Movements. Campus, Frankfurt and New York, 2007

[8]     Sidney Tarrow: Social Protest and Policy Reform: May 1968 ve the Loi d’Orientation in France. In: Marco G. Giogni, Doug McAdam, Charles Tilly: From Contention to Democracy. Lanham, 1998

[9]     Bkz. for example: Andreas Speck: Nonviolent direct action – a critical reflection, January 2008, https://andreasspeck.info/content/nonviolent-direct-action-critical-reflection

[10]   Örneğin Bkz.: Randy Shilts: And the Band Played On. Politics, People, and the AIDS Epidemic. Souvenir Press, London, 2007

[11]   Örneğin Bkz.: http://afectadosporlahipoteca.com/category/asesoria-recursos/juridica/

[12]   Örneğin Bkz.: Lambda Legal: Lawrence v. Texas, http://www.lambdalegal.org/in-court/cases/lawrence-v-texas

[13]   War Resisters’ International: European Court of Human Rights catching up with UN Human Rights Committee, CO-Update No 67, August 2011, http://wri-irg.org/node/13540

[14]   Örneğin Bkz.: Sherif Abdel Samad: Non-violence in the Civil Rights Movement in the United States of America. Thesis, Freie Universität Berlin, 2008; Felix Kolb: Protest and Opportunities. The Political Outcomes of Social Movements. Campus, Frankfurt and New York, 2007

[15]   Erica Chenoweth and Maria J. Stephan: Why Civil Resistance Works. The Strategic Logic of Nonviolent Conflict. Columbia University Press, 2011

[16]   Örneğin Bkz.: Deborah D. Gould: Moving Politics. Emotion and ACT UP’s Fight Against AIDS. University of Chicago Press, 2009; Amy Austin Holmes: There Are Weeks When Decades Happen. Structure and Strategy in the Egyptian Revolution. In: Mobilisation 17(4): 391-410, 2012

Share This