KONDA’nın her ay gerçekleştirdiği Barometre araştırmalarının Ocak 2017 teması “Toplumsal Yaşamda Şiddet ve Travma” idi. Klinik psikolog Murat Paker ile Uzm. Psk. Tuğçe Çetin Ertekin’in uzman desteği sağladığı raporun verileri şaşırtıcı değil ama aydınlatıcı.

Araştırmanın amacı şu şekilde özetlenmiş:

a. Farklı şiddet türlerinin yaygınlığını ortaya koymak,
b. Türkiye toplumundaki farklı sosyo-kültürel konumların şiddetin değişik türlerine maruz kalma ve etkilenme risklerini araştırmak,
c. Şiddete ve etkilerine yönelik en kırılgan sosyal grupları saptamak,
d. Toplumda şiddete karşı mücadelede oluşturulabilecek sosyal politikalara yönelik başlangıç düzeyinde bir veri seti oluşturmak.

 

“Araştırma bulgularımıza göre Türkiye toplumunun yaklaşık yarısı soruşturduğumuz 11 şiddet türünden en azından birine maruz kalmış olduğunu belirtti.”

 
En sık maruz kalınan şiddet türü %27 ile dayaktı. Sonra sırasıyla sözle sarkıntılık (%18), eğitimin engellenmesi (%14), aşağılanma / dışlanma (%13), sosyal medya veya telefon gibi kanallar üzerinden ısrarlı takip ve rahatsız edilme (%12), sosyal (ulusal, etnik, dini veya cinsiyet) kimlik nedeniyle ayrımcılık ve baskı (%11), dövülme / öldürülme tehdidi (%7), gelire el konma (%7), ateşli / ateşsiz silahlarla yaralanma (%4), cinsel taciz (%3) ve işkence (%2) geliyordu.

 
“Öncelikle belirtmek gerekir ki, kavramsal çerçeve bölümünde belirttiğimiz nedenlerle gerçek sıklık oranlarının bu araştırmada çıkan oranlardan 1-2 kat daha yüksek olması çok muhtemeldir. Ama yine de bu bulgular Türkiye toplumunda şiddetin yaygınlığı ve tiplerin dağılımı açısından güçlü bir izlenim vermektedirler. Bir fikir vermesi açısından, araştırmamızda en az sıklıkla, %2 ile, maruz kalındığı söylenen işkence travmasına baktığımızda, Türkiye’nin yetişkin 55 milyon nüfusunun 1,1 milyonunun işkence mağduru olduğunu açıkça söyleyebildiğini belirtmememiz gerekir. Buradan yola çıkarak gerçek işkence mağduru sayısının 2-3 milyon arasında tahmin etmek mümkündür. Aynı hesabı en sık görülen şiddet tipi olan dayağa uyguladığımızda, 55
milyonluk yetişkin nüfusun 15 milyonu dayak yediğini açıkça belirtmektedir.

 

 

Toplumun yarısı, sorgulanan 11 şiddet türünden en azından birine doğrudan maruz kaldığını belirtmiştir. Bu şiddet mağdurlarının, şiddetten dolaylı olarak etkilenen yatay ve dikey yakınları da vardır. Yatay düzlemde yakınlar, mağdur ile yakın temas yaşayan aile üyeleri, akrabalar ve arkadaşlardır. Dikey düzlemde yakınlar ise, kuşaklar-arası geçiş üzerinden şiddetin etkilerinin aktarıldığı sonraki kuşaklardır (çocuklar, torunlar).

 
Dolaylı etkileri de hesaba kattığımızda, Türkiye toplumunun şiddetle sarmalanmış bir toplum olduğunu belirtmek abartı olmayacaktır. Şiddetin Türkiye’de çok ciddi bir toplum sağlığı problemi olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır.”

Raporun tamamını okumak için buraya tıklayınız.

 

Share This