ROBERT B. SILVERS: Şiddet eylemleri, eğer öyle bir şey söz konusu ise, hangi koşullar altında “meşru” kabul edilebilir?
Gücün sivil direniş yoluyla nasıl elde edilebileceğini anlayan ilk insanlardan biri büyük Afro-Amerikalı kölelik karşıtı Frederick Douglass'tı. Çalışmalarını yürüttüğü Amerikan İç Savaşı öncesi yıllarda ırkçılık evrensel ve vahşi bir gerçeklik yaşanıyor, kölelik karşıtı beyazlar bile hayalperestler olarak ciddiye alınmıyordu.
Şiddetsiz eylem sıradan insanların hakları, özgürlükleri ve adalet için mücadele etme yollarından biridir. Sıklıkla ahlaki ya da etik şiddetsizlik ile ilişkilendirilir. Ancak ben burada ahlaki ya da etik dayanaktan bağımsız, bariz bir olgu olarak bir çatışmada nasıl işe yarayacağından, nasıl bir koz olarak kullanıllabileceğinden ayrıntılarıyla bahsedeceğim.
2001 yılında, Howard Clark Uluslararası Savaş Karşıtları için, sosyal mobilizasyonu genişletmenin doğasında bulunan tehlikeler üzerine bu makaleyi kaleme aldı. Çoğumuzun ortak eğilimi, sosyal güçlenme için militanlığın gerekli olduğu. Ancak böyle bir militanlığın da bir bedeli vardır.
ABD Anayasa Mahkemesi evlilik (hakkı) eşitliği konusunu tartışırken, çoğu kişi eşcinsel hakları mücadelesinin ne kadar hızlı ilerleme kaydettiğinden bahsediyor. 1974 yılında alenen açıldığımdan beri ilerlemenin çıldırtıcı seviyede yavaş olduğunu düşünmüşümdür. Eşcinsel parçam hep biraz sabırsız olmuştur.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın sonundan -ki tarihin en kanlısı olarak tanımlanıyor- şiddetsiz eylemin geleceğine bakmak haklı bir karamsarlık doğurabilir. Öte yandan, insan evriminin tüm kanlı evreleri baskıya karşı yürütülen mücadelede şiddetsiz eylemi meşrulaştıran ve arzu edilen değişimi getiren büyük şiddetsiz eylem başarılarına tanık oldu. Siyasal ayaklanmaların sayısının şiddet devam etse bile arttığı, sıklıkla haksızlık ve baskıya karşı kendiliğinden tepkiler olarak meydana geldikleri ampirik bir gerçekliktir.

E-posta listemize kaydolun ve çalışmalarımızdan haberdar olun.