Şiddetsiz Kampanya Stratejisi İçin 12 Temel İlke
1. Gerçekten bir kampanyaya ihtiyacınız var mı?Kampanya yapmak eğlenceli gözükebilir ama çoğu zaman zor, sıkıcı, sinir bozucu ve başarısız olur. Kampanya yapmak genellikle tüm diğer
1. Gerçekten bir kampanyaya ihtiyacınız var mı?Kampanya yapmak eğlenceli gözükebilir ama çoğu zaman zor, sıkıcı, sinir bozucu ve başarısız olur. Kampanya yapmak genellikle tüm diğer
Son yıllarda dünya çapında şiddetsiz politik eylemde bulunan insan sayısında çarpıcı bir artış oldu. Ancak şiddetsizliğin tam olarak ne anlama geldiği konusunda kayda değer bir görüş ayrılığı olduğu açık. Bazılarına göre şiddetsiz eylem çatışkıyla baş etmede veya toplumsal değişimi gerçekleştirmede amaca hizmet eden elverişli bir tekniktir, bazılarına göreyse şiddetsizlik ahlaki bir mecburiyet, hatta bir yaşam biçimi.
Şiddetsizlik, kapitalizmden kurtularak daha insancıl sosyal ve ekonomik bir sisteme geçmek
için en fazla umut vaat eden yöntemdir. Şimdiye kadar devlet sosyalizmi ve genel seçimlerin
yapıldığı, daha demokratik sosyalist sistemler de dahil olmak üzere devlet gücünü kullanmaya
dayalı yaklaşımlar denenmiş ve hepsi de başarısızlığa uğramıştır. Köklü değişikliklere
kesinlikle ihtiyaç vardır; çünkü hemen hemen herkesin kabul ettiği bazı güçlü yanlarına rağmen
kapitalizm büyük ölçekli acılara ve problemlere sebep olmaya devam etmektedir. Bir yaklaşım
olarak şiddetsizlik, çok sayıda engeller ve sınırlar içerse de kapitalizmi dönüştürme kapasitesine
sahiptir.
Şiddetsizlik; şiddetsiz tutum, davranış veya yaşam biçimlerini kapsayan şiddetin kullanılmadığı durumu tarif eden bir yöntemdir. Anlam tarihinde kendine en çok şiddetsiz eylem, şiddetsiz direniş gibi politik mücadelelerin tanımlanmasında yer bulmuştur. Bununla birlikte şiddetsizliğe felsefi, inançsal ya da ilkesel temellerden yola çıkarak farklı anlamlar yüklenmiştir. Bu çeşitlilikten yola çıkarak şiddetsizliği tanımlayabilmek ancak hedefine aldığı şiddeti tanımlamakla mümkün olacaktır.
“Gandhi’nin vardığı sonuç, bir ülkenin şiddetsiz bir topluma dönüşmesi için, yeni şiddetsiz toplumu inşa etmeye “devralmadan” çok önce başlaması gerektiği ve siyasi yapıları değiştirmenin yanı sıra sosyal yapıları da değiştirmenin gerekli olduğuydu.
Modern toplum şiddete boğulmuş durumda – evde, işte, sokakta ve okullarda. Doğrusunu söylemek gerekirse, ikiden fazla kişinin bir araya geldiği her yerde maalesef ki şiddetin çıkma ihtimali var. Bu kadar çok şiddet, bozulan insan ilişkilerimizin ve yaşarken, çalışırken stres altında bulunduğumuz bir göstergesi.
Şiddetsizliğin nasıl bir yaklaşım olduğunu anlamak için öncelikle şiddetin ne olduğuna bakmak kritik. Şiddetsizlik ve barış çalışmaları alanında bilinen Johan Galtung bu bakış açısıyla bir şiddet tarifi yapmıştır. Şiddeti en basit haliyle insanların ihtiyaçlarını karşılamalarına yönelik bir tehdit ve zarar verici eylemler olarak açıklamıştır. Doğrudan, yapısal ve kültürel olarak şiddetin üç biçiminden bahseder.
Feugiat ultricies lorem justo repellendus aute quidem culpa. Possimus vestibulum, eaque labore eget eveniet? Per, nullam impedit fames aliquam sem